Medikal Art
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Medikal Art

KÜTÜPHANE

   Dr. Yıldız Kardaş
|


Rengi , parlaklığı , kokusu mu ?

Portekiz'den Almanya'ya kadar tüm Avrupa'da deli dana hastalığının görülmesi insanların yemek yeme alışkanlıklarını değiştirmeye başladı. Et artık eskisi kadar rağbet görmüyor. Aksine sebze ve meyve yemeyi tercih eden vejeteryanların sayısı hızla artıyor. Eskiden çok garip karşılanan ve biraz da acıyarak bakılan “Vejeteryan” olmak artık insanlara çok tuhaf gelmiyor. Bir çok restoranda etsiz menüler var, yeni yeni vejeteryan restoranlar açılıyor. Bu akımdan elbette politikalar da etkileniyor. Mesela deli dana hastalığı patlak verince İtalya'da sağlık bakanlığı büyün okul kafeteryalarında kırmızı et menüsünü hemen yasaklamış. Dana eti tüketimi Fransa'da % 47 İtalya'da % 75 azalmış. İnsanlar menülerinden pirzolayı çoktan çıkarmışlar.

Almanya'da dana etinden yapılan ürünlerin tüketimi hızla düşerken at etiden yapılan sosis imalatı iki misli artmış. Zaten doktorlarınız da sağlıklı olmak için kırmızı etten uzak durun demiyorlar mı?

Bir ülkede hükümetler besin zincirini kontrol ederler. Tarlada veya çiflikte üretiminden alınıp tüketimine kadar denetleme mekanizmaları vardır. Ülkemizde sağlık bakanlığı ve köy ve tarım işleri bakanlığı besinlerimizden sorumlu. Ama politikalar da insanlara bağlıdır. En iyi denetleyici ve yönlendirici tüketicidir. Tüketici bilinci de elbette toplum bilincine paralel gelişir.

Sizler ne kadar yediğimiz ve içtiğimize önem veriyorsunuz? Aldıklarınızın kaynaklarını ve nasıl yetiştiklerini biliyor musunuz? Yani sebze, meyve ve et alırken nelere dikkat ediyorsunuz? Sizin için önemli olan görünümü, rengi, parlaklığı, kokusu veya son kullanma tarihi mi?

Bilinçli tüketiciler ekonomi biliminin kurallarını altüst edip Avrupa'nın tarım politikasını değiştirmiştir. Bir zamanlar bir Hippi felsefesi kabul edilen organik çiftlik ürünlerine talep şimdilerde çok artmıştır. Avrupa'da besin endüstrisi giderek daha “organik” olmaya doğru gidiyor. Fabrika Çiftlikler ise artık eskisi kadar rağbet görmüyor. Büyük Amerikan tarımcılığı yanında bugün Avrupa'da küçük organik tarım çiftlikleri bilinçli tüketicilerce yaşatılmaya çalışılıyor.

1990'dan beri İngiltere'de organik besin pazarı 6 misli artmıştır. Almanya'da %70 kişi biraz daha pahalı da olsa organik besinleri tercih etmişler. Fransa'da da organik üretim % 30 artmıştır.

Amerika'da ise durum farklı. Fabrika çiftlikler ile dev endüstriyel üretimler yapan Amerika'daki mısırların çoğu bir bakteriden alınıp genlerine bir parçası eklenmiş, yani genetik yapısı yeniden düzenlenmiş mısırlardır. Bu şekilde genleri düzenlenmiş olan mısırlar büyürken mahsule çok zarar veren böceklerden korunmuş oluyorlar. Elbette bu yolla çok daha verimli ve kusursuz ürünler elde ediliyor. Amerikalılar, pek çok sebze ve meyvede uygulanan bu teknikle üretilen besinleri rahatlıkla tüketiyorlar. Ama Avrupalı insanların genetik yapıları değiştirilmiş besinlere karşı duydukları rahatsızlık giderek artmakta. Avrupa Birliği genetik düzenleme ile üretim yapılmasına ait ilk adımları atmış olmasına rağmen insanlar farklı düşünüyorlar ve tüketiyorlar. Yani Avrupa'nın bilinçli tüketicileri Avrupa'nın tarım politikasını değiştirebiliyor.

Amacı hep daha iyiyi bulmak olan besin genetik mühendisliği en çok araştırma yapılan alanlardan. Mesela dünya nüfusunun yarısını beslenmesi pirince dayalıdır. Çin'deki pirinçle ilgili büyük araştırmalar hala sürüyor. Pekin Genomics Enstitüsü harıl harıl en verimli, en dayanıklı pirinci bulabilmek için farklı pirinç türlerinin gen yapılarını araştırıyor. Milyonlarca insan değil refaha ermek hayatlarını normal ve sağlıklı sürdürebilecek kadar bile üretememektedir. Dünyadaki açlık ve yoksullukla savaşta tek çare olarak genetik düzenleme ile üretim görülmektedir. Ayrıca genetik yapısı değiştirilen bitkiler yetiştirilirken çok daha az böcek ve zararlı ot öldürücü ilaç kullanılıyor. Yani çevreye, doğal dengeye zararları daha az. Üretimleri ise mukayese kabul etmeyecek kadar daha fazla. Ama maliyet-kar analizinde ekonomik açıdan çok üstün olsa da genetik düzenlenmiş üretimi istemeyenler var ve sayıları giderek artıyor. Artık bilinçli insanların beslenme düşünceleri değişiyor ve çok daha ucuz, daha parlak, daha renkli olsalar da genetik olarak düzenlenmiş ürünleri tercih edilmiyorlar.

Ya siz sebze, meyve ve et alırken neye dikkat ediyorsunuz?

Medikal Art
Bu sitenin amacı sadece bilgi vermektir. Buradaki bilgiler hiçbir şekilde doktorun muayenesi ve tavsiyeleri yerine geçemez. Bu sitedeki bilgileri hastalıkların tanısını koymada ve tedavileri için kullanmamalısınız. Eğer tıbbi bir probleminiz olduğunu düşünüyorsanız hemen doktorunuzu başvurunuz.