Medikal Art
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Medikal Art

KÜTÜPHANE

   Dr. Yıldız Kardaş
|

Ü - Tıp - Ya

Hepimiz için bir ütopya vardır. Herşeyin iyi, düzgün, istenilen biçimde olduğu idealler ülkesi. Benim de bir ütopik ü-tıp-yam var.

Eski Çinde tıp oldukça ileri olup bizim aldığımız klasik tıp bilgilerinden farklı yöntemleri olan bir tıp anlayışı varmış. Sarı imparatorun kitabında, hastalar ve hastalıkların tedavisi en ince ayrıtılarla anlatılıp akupunktur uygulamaları tek tek anlatılmış takriben milattan 5 bin yıl önce.

Şimdilerde doktor diye adlandırdığımız ve insanların sağlıkları için çalışanlar o zamanlarda farklı isimlerle olsa da varmış. Tarih içinde büyücüler, din adamları ve özellikle bilge kadınlar hep şifa dağıtıcısı rollerini oynamışlar.

Elbette herkes bir sağlık problemi olduğunda kendi başının çaresine bakamaz, sağlıkla ilgili bilgi ve deneyimleri olan kişiler bu bilgi ve deneyimlerini olmayanlara vermeleri gerekir. Herkes ekmek yapamaz veya sepet öremez. Herkesin yeteneği ve gelişme alanı farklı farklıdır. Zaten farklılaşma insanoğlunun ilerlemesi ve iyiye hep daha iyiye gitmesinin yoludur. Ne kadar branşlaşılırsa o kadar daha iyiye erişilebilir. (Zaten şimdi de hastalıklarımız için branşlaşmış uzman hekimler aramıyor muyuz?)

İşte Çindeki eski sağlık dağıtımının hikayesi benim ü-tıp-ya'ma benziyor. Eski sağlık dağıtıcısı hekimlerin sorumlu oldukları aileler varmış. Yani bir hekim 8-10 ailenin tüm bireylerinin sağlık sorumlusu imiş. Her türlü sağlık hizmetini sağlıyormuş. Başı ağrıyandan gebeye, dişi çekilecekten romatizmaya kadar her türlü problemlerinde yanlarında olurmuş. Hayatta herşeyin bir bedeli yok mu? Tabii bunun da bir karşılığı olmalı. Yani bu hizmetlerinin karşığı hekim birşeyler almalı. Bugün için maaş veya vizite diye düşünebilirsiniz. Çinde aileler hekimlerine düzenli ödemeler yaparlarmış. Hastalık olmasa da her ay düzenli olarak aileler belirli miktarda buğday, pirinç, yumurta, meyva vs. verirlermiş , tıpkı şimdiki sigorta pirimleri gibi. Ancak bu tarihi sigorta oldukça adaletli imiş, eğer hastalık olursa aile üreticiliği düşer, kişi iş yapamaz hale gelirse hekim hiçbir şey istemeden hastalar tam iyileşip üretici hale geçene kadar onları iyileştirmek için çalışırmış. Tüm ilaçları kendisi getirir ve uygularmış. Hasta ve ağrısı olan insan nasıl çalışsın, üretsin? İyileşinceye kadar bakılmalı ve desteklenmelidir. Bu anlayışla sunulan bu sağlık hizmetinde ne zaman ki iyileşme tamamlanır hasta şifa bulursa ödemeler başlarmış. Artık siz bu hekimin nasıl canla başla çalıştığını düşünebilirsiz. Sorumlu olduğu ailelerden hiçbir bireyin hasta olmasını istemez. Onların sağlıklı, üretken ve mutlu olmaları kendi yaşamının parçasıdır. Hepsinin doğru biçimde beslenmesi, vücutlarını meditasyon ve düzenli egzersizlerle korumaları için eğitirmiş. Hastalık ve rahatsızlıkların oluşmasını önlemek için her aileyi düzenli olarak ziyaret eder, onların tüm yaşamları ile ilgilenirmiş.

Herhangi bir hastalığı veya rahatsızlığı önlemek oluştuktan sonra tedavi etmekten hem daha kolay hem de ekonomiktir. Bugünkü tıpta koruyucu hekimlik prensipleri de zaten bunun aynısıdır. Benim ü-tıp-ya'mda da böyle. Hekimler birer öğretmen olmalı. Önce korumayı sonra doğru tedaviyi öğretmeli. Ulaşılmaz ilah rollerini bırakıp koruyucu ve eğitici olmalılar. Ağrıları ve sıkıntıları için gelmiş birine nasıl davranmalıyım? 'Arkadaş ancak para verirsen seni tedavi ederim' denebilir mi?

Gazetedeki manşet haberlerde okuduğunuz sağlıkla ilgili üzücü haberler hepimizin ruhunu deriden yaralıyor. İsyan ediyoruz, 'Böyle şey olmaz! İnsanlık öldü mü? Ütopik dünyada sağlık hizmeti paralı olmamalı. Sadece parası olanlar mı yaşayabilsin? Sağlık hizmeti sunanlar bir robot gibi sadece salt gerekenleri yapıp gövlerini tamamlamış olmamalı. Her hasta saygı, itina ve sevgi ile tedavi edilmeli. Hem hastalığı hem tedavisi ona anlayabileceği şekilde anlatılmalı. Korunma yolları öğretilmeli. Hastanın ızdırabı, sıkıntısı giderilirken varsa alternatif tedavilerden seçme hakkı verilmeli. Her hasta kendi yakınımız olmalı. Zaman içinde hastalıklar geçer, hastalar gider ama inanıyorum ki bizden izler taşıyacak hastalarımız bizim yansıyan aynamız olur.

Ütopik dileklerden sonra şimdi gerçeklere bakalım, bu hizmetler böyle mi sunuluyor? Bütün hekimlerin böyle bir uygulama yapacaklarını varsaysak bile bu hizmetin karşılığını kim verecek? Hizmet kalitesini kim belirleyecek? Hastayı yeşil dolar pırıltıları şeklinde algılayanlara ne demeli? Bu alışveriş nasıl olabiliyor? Kendini insan üstü varlık gören ilahi statülerde oturduklarını sanan şifa dağıtanlar da insan. Herkes hekim olamaz elbet ama her hekim bir gün mutlaka hasta olur. Ben de bir gün hasta olacağım ve gerçekleri yaşayacağım. Hasta, ağrılı ve muhtaç durumda iken beni rahatlatması için aradığım insanlar arasında, ü-tıp-ya'ya inanlara rastlamak ümidim hala var.

 

Medikal Art
Bu sitenin amacı sadece bilgi vermektir. Buradaki bilgiler hiçbir şekilde doktorun muayenesi ve tavsiyeleri yerine geçemez. Bu sitedeki bilgileri hastalıkların tanısını koymada ve tedavileri için kullanmamalısınız. Eğer tıbbi bir probleminiz olduğunu düşünüyorsanız hemen doktorunuzu başvurunuz.